Haftalık Öneriler İncelemeler Öneriler

THE ASSESSMENT: DİSTOPYA VE EBEVEYNLİK

The Assessment, yakın gelecekte geçen karanlık bir distopya anlatısı üzerinden bireyin en mahrem alanına kadar sızan devlet denetimini çarpıcı bir biçimde sorgulayan bir yapım olarak öne çıkar. Film ekolojik çöküş ve kaynak kıtlığı sonrasında yeniden yapılandırılmış, yüksek güvenlikli bir toplum düzeninde geçer. Bu yeni dünyada çocuk sahibi olmak, biyolojik bir hak olmaktan çıkarılmış; devlet tarafından titizlikle değerlendirilen, onay mekanizmalarından geçirilen bir ayrıcalığa dönüştürülmüştür. Üreme, yalnızca kişisel bir arzu değil, kamusal bir sorumluluk ve aynı zamanda siyasal bir denetim aracıdır.

The Assessment

Aday ebeveynler, çocuk yetiştirmeye uygun olup olmadıklarının belirlenmesi için yedi gün süren zorlu bir değerlendirme sürecinden geçmek zorundadır. Koruyucu bir kubbenin altında, teknolojik açıdan gelişmiş ve izole bir evde yaşayan, evli bir çift olan Mia ve Aaryan, çocuk sahibi olmak istemektedir. Mia, özverili bir botanikçidir. Aaryan ise yok edilmiş gerçek hayvanların yerini alması için sanal gerçeklikte hayvanlar tasarlamaktadır.

The Assessment

Hayatları, devlet tarafından görevlendirilmiş değerlendirici Virginia’nın gelişiyle altüst olur. Soğukkanlı ve gizemli bir figür olan Virginia, yedi gün boyunca onlarla birlikte yaşayacağını ve ebeveynlik potansiyellerini gözlemleyeceğini bildirir. Değerlendirmede başarısız olurlarsa asla ebeveyn olamayacaklardır. Virginia, çocuk rolüne bürünmek de dâhil olmak üzere sıra dışı testler başlatır, öfke nöbetleri geçirir, meraklı sorular sorar ve Mia ile Aaryan’ı kendi çocuklarına nasıl davranacaklarsa ona öyle davranmaya zorlar. Bu senaryolar, çiftin ilişkisi içindeki bastırılmış güvensizlikleri ve çözülmemiş çatışmaları açığa çıkarır, duygusal patlamalara ve kırılgan anlara yol açar.

The Assessment

Filmde devletin vatandaşlar üzerindeki mutlak kontrolü, görünür şiddetten çok görünmez baskı mekanizmaları üzerinden kurulur. Karakterler sürekli izlendiklerini, ölçüldüklerini ve puanlandıklarını bilerek yaşar. Mahremiyet neredeyse tamamen ortadan kalkmıştır. Bu durum, Michel Foucault’nun disiplin toplumuna dair fikirlerini çağrıştıracak biçimde, bireyin kendi kendini denetleyen bir özneye dönüşmesini sağlar. Film, kontrolün yalnızca dışsal değil, içselleştirilmiş bir süreç olduğunu gösterir.

Çocuk sahibi olma teması ise biyopolitik bir perspektifle ele alınır. Devlet, nüfusun niceliği ve niteliği üzerinde söz sahibi olma hakkını kendinde görürken, bireylerin üreme özgürlüğünü rasyonel gerekçelerle sınırlar. Bu sınırlandırma, ekolojik kriz ve toplumsal düzenin korunması gibi meşru görünen argümanlarla temellendirilir; ancak film ilerledikçe bu “rasyonellik” perdesinin ardında yatan totaliter mantık açığa çıkar. Böylece ebeveynlik arzusu, hem umut hem de tehdit içeren çift anlamlı bir kavrama dönüşür.

The Assessment, distopya geleneği içinde, bireysel özgürlük ile kolektif güvenlik arasındaki gerilimi çocuk sahibi olma hakkı üzerinden tartışan sarsıcı bir yapım niteliğindedir. Film, izleyiciyi yalnızca karakterlerin kaderi üzerine değil, günümüz dünyasında artan gözetim kültürü, devlet politikaları ve beden politikaları üzerine de düşünmeye davet eder. En temel insani deneyimlerden biri olan ebeveynliğin dahi denetim altına alınabildiği bir dünyada, özgürlük kavramının sınırları kaçınılmaz olarak yeniden tanımlanır.

 

Fotoğraflar: Bilimkurgu Kulübü

Diğer film önerileri için tıklayabilirsiniz.

Hasan Yunuslar’ın tüm yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

Hasan Yunuslar

Sözcüklerin tılsımına, kurmacanın büyüsüne kapılmış, kalemiyle sayfa düzleminde yarattığı öteki dünyalardaki sürgünlüğü ile özgürleşen bir adam.

YAZAR HAKKINDA

Hasan Yunuslar

Sözcüklerin tılsımına, kurmacanın büyüsüne kapılmış, kalemiyle sayfa düzleminde yarattığı öteki dünyalardaki sürgünlüğü ile özgürleşen bir adam.

Bir Yorum Yazın

+ 81 = 91
Powered by MathCaptcha