MS 4. yüzyıl İskenderiyesi… Paganlar, Hıristiyanlar ve Yahudiler birbirine tahammülsüz, kaos hâkim. Bu karmaşanın ortasında, tarihin bilinen ilk kadın filozof, matematikçi ve astronomu Hypatia, bilgiye ve bilime olan aşkıyla bir vaha gibi yükseliyor. Rachel Weisz, Hypatia’yı canlandırırken; erdem, cesaret ve sorgulayan zihnin gücünü ekrana taşıyor; onun için öğrenmek, öğretmek ve sorgulamak bir aşk.

Rachel Weisz, Hypatia
Filmin adı olan “Agora”, antik Yunan’da halkın toplandığı meydanı simgeliyor. Ama hikâye yalnızca bir meydan değil; iktidar savaşları, dini tahakküm ve bilimin gölgesi altındaki insanlık üzerine. Hypatia’nın “Gökyüzünün sırrını çözdüğümde mutlu bir insan olacağım” sözü, onun felsefesini ve cesaretini özetliyor.

Yönetmen Alejandro Amenábar, tarihi bir dönemi anlatmaktan öte, dini dogmaların toplumu nasıl böldüğünü ve insanın sorgulayan zihninin önemini sorgulatıyor. Film boyunca, Hypatia’nın saflığı ve cesareti, hırs, kin ve çıkarla yoğrulmuş bir toplumda bir ışık gibi parlıyor. Kaçınılmaz son ve trajik final, izleyiciye Orta Çağ karanlığından önceki son aydınlığı hatırlatıyor.
Agora tarihsel bir drama olmasının ötesinde günümüzde bile yankı bulan fikir, vicdan ve özgürlük mücadelesine dair düşündüren bir başyapıt. İzledikten sonra kendinize soracaksınız: “Din savaşları olmasaydı, dünya nasıl bir yer olurdu?”
Diğer film önerileri için tıklayabilirsiniz.
Sevcan Özbek Akın’ın tüm yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.
