Üç kadın.
Üç ayrı coğrafya.
Birbirlerinden habersiz, aynı sorunun etrafında dolanan üç hayat: “Benim payıma düşen gerçekten bu mu?”
Laetitia Colombani’nin Saç Örgüsü, görünürde birbirine değmeyen yaşamların, görünmez ama sarsılmaz bağlarla nasıl örülebileceğini anlatan güçlü bir roman. İtalya’da bir atölyede sıkışıp kalmış Giulia, Kanada’da kariyerinin zirvesine tırmanırken bedeninin ona ihanet ettiğini fark eden Sarah ve Hindistan’da kast sisteminin en alt basamağında, yalnızca kızının kaderini değiştirmek isteyen Smita…
Bu kadınların ortak noktası acı değil; razı gelmeme cesareti.
Colombani’nin başarısı tam da burada yatıyor. Roman, kadınları “kurban” kimliğine hapsetmeden; çaresizliği, korkuyu ve umudu aynı potada eritiyor. Saç Örgüsü’nü okurken şunu fark ediyorsunuz: Özgürlük bazen büyük devrimlerle değil, küçük ama inatçı kararlarla başlıyor. Bir atölyeyi ayakta tutmak, bir hastalığın adını koymak, bir çocuğu okula göndermek… Hepsi aynı direnişin farklı dilleri.
Saç Örgüsü, “hayır” demeyi öğrenen kadınların romanı.
Sessiz ama sarsıcı.
Duygusal ama ajitasyona düşmeyen.
Umutlu ama pembe gözlüksüz.

Laetitia Colombani
Kapağını kapattıktan sonra karakterleri geride bırakmak kolay değil. Çünkü Giulia, Sarah ve Smita’nın hikâyesi bir yerden sonra sadece onların olmaktan çıkıyor. Okurda şu soruyu bırakıyor: “Ben olsaydım, neyi göze alırdım?”
Kadın dayanışmasının, direncin ve insan onurunun evrensel bir anlatısını arayanlar için Saç Örgüsü, güçlü ve unutulmaz bir okuma deneyimi. Kalbi uzun süre atan kitaplardan biri.
Kitaptan bir bölüm okumak için tıklayabilirsiniz.
Diğer kitap önerileri için tıklayabilirsiniz.
Sevcan Özbek Akın’ın tüm yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.
