Sanat

DANSE MACABRE: YAŞASIN ÖLÜM VE EŞİTLİK

Zig, zig, zig. Ölüm tempo tutuyor
Topuğunu mezara vurarak
Zig, zig, zag. Ölüm kemanıyla
Gece yarısında bir dans havası çalıyor


Henri Casalis*

DANSE MACABRE: YAŞASIN ÖLÜM VE EŞİTLİK

Danse Macabre (Ölüm Dansı) savaşların, kıtlıkların, hastalıkların -özellikle vebanın- en çok görüldüğü bir zamanda; 15. yüzyılda ortaya çıkmış, ölümün evrenselliğini anlatan bir alegoridir. Irkı, cinsiyeti, mesleği, sosyal konumu ne olursa olsun bir gün Ölüm Dansı’nın herkesi bir araya getireceğini anlatır.

Birçok oyuna, şiire, frekslere ve resimlere konu olmuş bu kavram, Ölüm’ün öncülük ettiği bir halka dansı şeklinde gösterilir. Orta çağ hiyerarşisinin en yüksek rütbelisinden (Papa, İmparator), en düşüğüne (dilenci, köylü ve çocuk) kadar, her ölümlünün elinden bir iskelet ya da çürümüş bir beden tutmaktadır. Bu kişilerin arasındaki sınıf farkı Ölüm sayesinde anlamsız hale gelir.

 

Bernt Notke, St. Nicholas’ Church

Danse Macabre Op.40, Camille Saint-Saens

Ölüm Dansı’nın ilham olduğu eserlerin başında gelen Danse Macabre Op.40, 1874 yılında Fransız besteci Camille Saint-Saens tarafından bestelenmiş senfonik bir şiirdir. [Buradan dinleyebilirsiniz.]

Fransız şair Henri Cazalis’in eski bir boşinan üzerine yazdığı şiiri kullanarak bestelediği eser eski bir Fransız efsanesine dayanır.

Bu efsaneye göre her yıl Cadılar Bayram’ında Ölüm kemanıyla dünyaya gelir. Kemanını çalmaya başlar ve ölüleri mezarlarından çıkartarak kendisi için dans etmelerini ister. Gece coşkuyla devam ederken diğer yaratıklar da katılır onlara. Cadılar, hayaletler, cinler… Horoz ötüp de sabahın geldiğini haber verene dek hep birlikte dans ederler. Gece yerini sabaha bırakırken tüm ölüler mezarlarına dönerler. Ölüm de bir dahaki yıl geri gelmek üzere dünyayı terk eder.

Eser yaylı sazların hafifçe eşlik ettiği, gece yarısının geldiğini sembolize eden arpın, on iki kez aynı notayı çalmasıyla başlar. Bunu “Scordatura” (Şeytan Aralığı) denilen bir teknikle akort edilmiş solo keman takip eder. Ölüm dünyaya gelmiş ve kemanını çalarak ölüleri mezarlarından çağırmaya başlamıştır. Bundan sonra ana tema solo flütte duyurulur ve ardından keman inici bir ses dizisi çalar. Orkestranın geri kalanı bu diziye katılır. Ölüler mezarlarından yavaş yavaş çıkmaya başlarken eser de gitgide şiddetlenen ve farklı enstrümanların katılımı ile zenginleşen bir atmosferle çalmaya devam eder. Ara ara duyulan keman Ölüm’ün varlığını ve diğer yaratıklar üzerindeki hakimiyetini ifade eder. Eser sonlara yaklaştıkça şiddet doruk noktasına ulaşır. Artık tüm mezarlıklar açılmıştır ve tüm yaratıklar dirilmiştir. Daha sonra bu kaotik doruk bir anda sonlanır ve sadece obuanın sesi duyulur. Horozun ötüşünü simgeleyen bu sesle sabahın gelişi haber verilir. Eser kemanın son kez hüzünlü bir şekilde duyulmasıyla sona erer ve Ölüm dünyayı terk eder.

Danse Macabre kavramının ilham olduğu ve kullanıldığı eserlerin bazıları:

Midnight Danse(Animasyon)-John McCloskey, 1996 [İzlemek için tıklayın.]

Ölüm ve Pusula – Jorge Luis Borges, 1942

Danse Macabre – Stephen King, 1981

Yedinci Mühür- Ingmar Bergman, 1957

Tarkovsky – Zerkalo, 1975

Angelopoulos – Ulis’in Bakışı, 1995

Dance of Death – Iron Maiden, 2003

Toy – Mabel Matiz, 2020

Meraklısına…

Fransız şair Henri Cazalis’in l’Illusion adlı şiirinin İngilizce çevirisi:

Zig, zig, zig, Death in cadence,
Striking a tomb with his heel,
Death at midnight plays a dance-tune,
Zig, zig, zag, on his violin.
The winter wind blows, and the night is dark;
Moans are heard in the linden trees.
White skeletons pass through the gloom,
Running and leaping in their shrouds.
Zig, zig, zig, each one is frisking,
You can hear the cracking of the bones of the dancers.
A lustful couple sits on the moss
So as to taste long lost delights.
Zig zig, zig, Death continues
The unending scraping on his instrument.
A veil has fallen! The dancer is naked.
Her partner grasps her amorously.
The lady, it’s said, is a marchioness or baroness
And her green gallant, a poor cartwright.
Horror! Look how she gives herself to him,
Like the rustic was a baron.
Zig, zig, zig. What a saraband!
They all hold hands and dance in circles.
Zig, zig, zag. You can see in the crowd
The king dancing among the peasants.
But hist! All of a sudden, they leave the dance,
They push forward, they fly; the cock has crowed.
Oh what a beautiful night for the poor world!
Long live death and equality!

 

KAYNAKLAR:

https://en.wikipedia.org/wiki/Danse_Macabre#Literary_impact

https://uzelgi.wordpress.com/2010/02/11/olum-dansi-bir-gec-ortacag-alegorisi/

http://lilblackcurlyhair.blogspot.com/2014/07/danse-macabre-olumun-dansna-hepimiz.html

https://www.youtube.com/watch?v=f83PaXmpBOg

https://www.youtube.com/watch?v=oqJAwAm8cpw&t=75s

https://www.youtube.com/watch?v=tiffM5w2yLU

YAZAR HAKKINDA

Ezgi Orhan

Poe’nun dehşetengiz öykülerinin karanlığı ile Miyazaki’nin rengarenk ve duygu dolu dünyasının arasında kalmış, yolunu bulmayı çok da umursamayan kayıp bir ruh. Neden yazar, neden çizer? Çünkü konuşmayı sevmez, anlatmayı da sevmez; ama hayal etmeyi sever. Gerçekleştirmeyi umursamadan hayal eder. Bunları da kağıda döker. İleride ait olamadığı bu dünyadan kaçıp Neverland’a yerleşmek, kitapları ve boyaları ile sonsuza dek mutlu yaşamak istemektedir. Ama şimdi katılması gereken bir karnaval var.

Bir Yorum Yazın

2 Yorum

  • Lütfen daha çok yaz, çiz, anlat. Ne zaman yazılarını okusam bilmediğim ve öğrendiğimde kendimde bir gelişme hissettiğim çok şey öğreniyorum. Hayata bu kadar farklı pencerelerden bakan insanların aynı platformda olmasının güzelliğini hissettiriyorsun bana. Ellerine sağlık.

  • Danse Macabre kavramının ilham olduğu tanıdık eserlere bir daha bakacağım, okuyacağım ve dinleyeceğim. Teşekkürler, süper içerik 🙂