Sanat

GHIBLI AİLESİ-RUHLARIN KAÇIŞI II

Kadın ve Erkek İşçiler

Hamamda çalışan kadın işçiler, oval suratları ve alınlarındaki iki noktayla şekil değiştirmiş, çalışkan sümüklüböceklerdir. Alınlarındaki noktalar sümüklüböceklerin antenleridir ve bin sene önceki Heian döneminde Japon kadınların yaptıkları kaş makyajına atıfta bulunur. Kadınlara eşlik eden erkek işçilerde yine şekil değiştirmiş kurbağalardır.

Bazıları hamamın ve işçilerin Japonya’daki seks endüstrisine atıfta bulunduğunu iddia etmiştir. Eski dönemlerdeki bazı hamamlarında özel hizmetler sunması ve filmin bir sahnesinde, insansı bir yaratığın işçi kadınlardan birinin peşinden gitmesi bu düşünceye dikkat çekmiştir. Miyazaki ise bu konuyla ilgili; çocukluğunda gördüğü Tokyo’nun genelevlerinin bulunduğu mahalleden etkilenerek “istemeden” de olsa bu marjinal mekanları filmde tasvir etmiş olabileceğini söylemiştir.

Hamamdaki işçilerin çoğu açgözlü ve yaltakçıdır. Chihiro’dan da hoşlanmazlar. Hamama ilk geldiğinde ona yardımcı olmak istemezler ve jeton istediğinde de geri çevirirler. Ancak Nehir Ruh’u geldiğinde gösterdiği başarı bunu değiştirir. Nehir Ruh’nun geride bıraktığı altınları toplamak için hepsi birbirini ezerek altınları toplamaya çalışırlar. Ancak filmin ilerleyen zamanlarında bu açgözlülüklerinin cezasını çekeceklerdir. Daha önce kimse tarafından fark edilmeyen, Chihiro’nun hamama girmesine izin verdiği Suratsız’ın etrafa altınlar saçtığını gören hamam çalışanları ona hizmet etmek için sıraya girerler. Ona durmadan yemekler getirip karşılığında aslında çamur olan altınları alırlar. Ancak bu çok uzun sürmez. Açlığını dindiremeyen Suratsız, çalışanları yutmaya başlar. Bunu gören işçiler dehşete kapılıp kaçmaya başlarlar. Sonrasında Chihiro gelir. Suratsız’a Nehir Ruh’undan aldığı keki yedirir ve içindekileri kusmasını sağlar. Yuttuğu işçilerde tek parça halinde çıkarlar. Herkes Chihiro’ya minnettar kalır.

Lin

Hamamda çalışan kadın işçilerin aksine alnında iki nokta bulunmayan Lin diğer kadın çalışanlardan daha önemli bir karakterdir. Miyazaki yetişkin kadınları, genç kadın kahramanlara destek olmaları için sıklıkla kullanır. Lin de Chihiro’nun zorlu görevlerin üstünden başarıyla gelmesinde yardımcı olacaktır. İlk anda kaba ve küstah bir tavır sergilese de hiç tanımadığı Chihiro’yu herkesin korktuğu Yubaba’ya götürmeyi kabul eder ve hamamda çalışmaya başladığı zaman ona yol gösterir. Kimse Kokuşmuş Ruh’a hizmet etmek istemediğinde yine Chihiro’ya yardım eden o olur. Chihiro Haku’yu kurtarmak için Zenuba’ya gitmeye karar verdiğinde; Lin onu tren istasyonuna kadar yuvarlak bir tekneyle götürür ve Chihiro’ya sıska dediği için ondan özür diler, ona dikkatli olmasını söyler. Onları takip eden Suratsız’ ı da Chihiro’ya zarar vermemesi için uyarır.

 

Akio Ogino-Yūko Ogino

Chihiro’nun somurtkan halinin aksine yeni bir şehre taşınmak konusunda heyecanlı ve keyifli olan annesi ve babası; Audi marka arabaları ile yeni evlerine giderken Chihiro’ya etrafı tanıtmaya çalışırlar. Keyifleri yerindedir. Gittikleri asfalt yol, birden ormanın içine doğru ilerleyen bir patikaya dönüştüğünde Chihiro’nun babası, ‘’Yanlış bir yerden mi döndüm?’’ diye sorar ama yine de yoluna devam eder. Daha sonra bir ağacın gövdesine yaslanmış bir kirişin yanından geçerler. Bu kiriş farklı bir dünyaya geçtiklerinin ilk göstergesidir.(Shinto inancında da geçen buna benzer geçitler, dünyayı sekiz milyon ruhun yaşadığı başka bir aleme bağlamaktadır.)

Ormanın derinliklerine doğru ilerlerken ürkütücü heykeller gören Chihiro tedirgin olmaya başlar ve babasına kayıp olup olmadıklarını sorar. Babası ise toplumun üst kesiminin sahip olabileceği bir arabaya sahip olmanın verdiği güvenle, ‘’Her şey yolunda, arabam dört çekerli,’’ diyerek onun rahatlatmaya çalışır.Kırmızı bir binanın önüne geldiklerinde Chihiro’nun tüm isteksizliğine ve karşı çıkmalarına rağmen tünelden geçip terkedilmiş bir tren istasyonuna, oradan da açık yemyeşil bir düzlüğe çıkarlar. Chihiro’nun babası buranın terk edilmiş bir eğlence parkı olduğunu ve 1990’ların başında her yere bunlardan yapıldığını; ancak ekonomi kötüye gittiğinde hepsinin iflas ettiğini söyler.( Bu sözü savaş sonrası yapılan; Japonya’nın yeşil alanlarına ve kültürel mirasına zarar veren inşaatlara atıfta bulunur.)

Aile yoluna devam ederken, kendilerini bir anda ‘’solucanlar,’’ ‘’tuzlu gözler,’’ ‘’köpekler,’’ ‘’et ve yağ’’ yazan levhalarla dikkat çeken, bakımlı restoranların olduğu bir kasabada bulurlar. (Bu, batıda Hansel ve Gretel’i ; Japonya’da ise Kenji Miyazawa’nın , konuksever görüntüsüyle müşteri çeken bir dükkana girdiklerinde, müşterilerin kendilerini menüde buldukları ‘’Bol Siparişli Restroran’’ masalını anımsatır.)Chihiro’nun anne ve babası restoranlardan gelen leziz kokulara dayanamaz ve hemen birine girip aç gözlülükle yemeye başlarlar. Bütün bunlardan çok rahatsız olan Chihiro onları bırakıp caddenin sonundaki merdivenlerden geçer ve ahşap bir köprüye gelir. Hamama giden bu yolda Haku ile ilk kez karşılaşır. Ancak tanışma fırsatı bile bulamadan Haku ona havanın kararmaya başladığını ve hemen geri dönmesini söyler. Chihiro Haku’nun bu tavrına anlam veremese de dediğini yapar. Anne ve babasının yanına döndüğünde onların biçim değiştirip domuza dönüştüklerini görür. Anne ve babanın domuza dönüştürülmesi, Japonya’da hızlı tüketimin hakim olduğu yıllara yönelik bir eleştiridir.

Filmin sonunda Chihiro tüm zorlukları aşıp anne ve babasını yemek olmaktan kurtardığında; onları her şeyden habersiz geldikleri tünelin başında bulur.

 

Hamam

Kaplıcalar veya sento (Halkın bir arada yıkandığı, herhangi bir sınıfa veya zümreye ait olmayan hamamlardır.) denen dinlenme tesisleri Japonya’daki toplumsal hayatın önemli bir parçasıdır. Miyazaki de hamamı ve kasabayı tasarlarken yine geçmişten; Tokyo’nun eski halini yansıtan binaların da korunduğu Edo-Tokyo Mimari Eserler Müze’sinden esinlenmiştir. Miyazaki aynı zamanda hamamı Stüdyo Ghibli’ye de benzetmiştir. “Ghibli bizim için çok tanıdık bir yer olsa da ilk defa gelen bir kadın için burası bir labirentten farksızdır.” der.

Chihiro, anne babasının yemekten başlarını kaldıramadıklarını görünce onları bırakıp ıssız kasabada dolaşmaya başlar. Caddenin sonundaki merdivenlerden çıktıktan sonra ahşap bir köprünün karşısında yükselen devasa ve görkemli bir yapıyla karşılaşır. Yapının ismi misafirhane, dükkan veya restoran anlamına gelen Aburaya’dır. Önünde Yu (Japonca banyo demektir.) yazılı bir bayrak sallanır.

Filmin ilerleyen sahnelerinde hamamda çalışmak zorunda olduğunu öğrenen Chihiro en alt kattan; Kamaji’nin ve susawatarilerin köle gibi çalıştıkları; eski teknolojinin hakim olduğu kazan dairesinden başlayıp yukarı doğru çıkar. Onunla birlikte ilerlerken biz de kemerli geçitlerden, merdivenlerden ve asansörlerden geçip Shinto inancındaki sekiz milyon ruhu temsil eden yaratıkların gezindiği, kırmızı ve altın renginin göze çarptığı bu mekanın ihtişamına şahit oluruz. İşlerin daha çok sihirle halledildiği en üst katta ise Chihiro’yu herkesin çekindiği, hamamın acımasız sahibi Yubaba beklemektedir.

 

Tren

Chihiro’nun, arkadaşı Haku’yu kurtarmak için çıktığı yolculukta bindiği tren; Kenji Miyazawa’nın Budist unsurlar içeren, Samanyolu Nehri’nin kıyısında ölülerin ruhlarını taşıyan bir treninin olduğu kısa romanını anımsatır.(Night on the Galactic Railroad- Samanyolu Demiryolunda Gece) Miyazaki’de Miyazawa gibi treni fizikötesi bir gizem unsuru olarak kullanmıştır.Tren sanki bir hiçlikten çıkmış gibi denizin içinden belirir ve platforma yanaşır. Yüzleri olamayan, yorgun işçilere benzeyen hayalet yolcuları taşır. Chihiro Kamaji’den aldığı kırk yıllık tren biletini görevliye verir ve peşini bırakmayan; ama artık ehlileşmiş Suratsız’ı da yanına alarak trene biner. Başı dik, kararlı yüz ifadesiyle gözün alabildiğine uzanan deniz ve gökyüzünün içinden geçerek yolculuğuna başlar.

Miyazaki bu sahne için şöyle demiştir, ‘’Bir trene ilk defa tek başına bindiği zamanı hatırlayanların çoğu trenin içine ve yolculuğa odaklandıkları için dışardaki manzarayı hatırlamaz. Bunu ifade edebilmek için trenden dışarıya bakınca hiçbir şey görünmemesi gerekiyordu. Önceki sahnelerde bunun için gerekli koşulları yağmurdan sonra arka planın tamamen suyla kaplanmasıyla oluşturmuştum. Tren sahnesine gelene dek, neden böyle yaptığıma anlam verememiştim. Tren sahnesine gelince kendi kendime,’’ Bir okyanus yarattığım için ne kadar da şanslıyım!’’ dedim.’’

Miyazaki’nin ifadesiyle tren; belirsizlikler ve tehlikelerle dolu bir dünyada, hayatta kalmak için gereken gücü kendinde bulan zayıf bir kızın hikayesini birleştirir.

 

 

KAYNAKLAR

https://tr.wikipedia.org/wiki/Kami_(%C5%9Eintoizm)

https://ghibli.fandom.com/wiki/Ghibli_Wiki

Ruhların Kaçışı, Andrew Osmond, Alfa Yayınları

https://tr.wikipedia.org/wiki/Hikikomori

RUHLARIN KAÇIŞI FİLMİNİN DİNSEL MOTİFLER BAĞLAMINDA GÖSTERGEBİLİM YÖNTEMİNE GÖRE İNCELENMESİ / Nida SARIŞAN

 

YAZAR HAKKINDA

Ezgi Orhan

Poe’nun dehşetengiz öykülerinin karanlığı ile Miyazaki’nin rengarenk ve duygu dolu dünyasının arasında kalmış, yolunu bulmayı çok da umursamayan kayıp bir ruh. Neden yazar, neden çizer? Çünkü konuşmayı sevmez, anlatmayı da sevmez; ama hayal etmeyi sever. Gerçekleştirmeyi umursamadan hayal eder. Bunları da kağıda döker. İleride ait olamadığı bu dünyadan kaçıp Neverland’a yerleşmek, kitapları ve boyaları ile sonsuza dek mutlu yaşamak istemektedir. Ama şimdi katılması gereken bir karnaval var.

Bir Yorum Yazın