Haftalık Öneriler Öneriler

Emma Goldman – Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim Değildir

Emma Goldman, tarihteki anarko-feministlerin en önde gelenlerinden biridir. Tıpkı Proudhon, Bakunin gibi Goldman’da düşünceden önce bir eylem insanıdır. Kadın olmanın psikolojik avantajını kullanarak bireysel özgürlükler ile sendikalizmin sentezini yapmıştır. Sonradan hayat boyu sevgilisi ve yakın dostu olacak Alexander Berkman ile tanışması hayatında bir dönüm noktası olmuştur. Çift Modest Stein’i de yanlarına alarak üçlü bir ilişki yaşamaya başlayacaktır.

Emma Goldman ve Alexander Berkman

Emma Goldman ve Alexander Berkman

Goldman, 1892 yılında Suç ve Ceza romanındaki Sonya’dan esinlenerek fahişelik yapmayı düşündü ise de başaramadı, para ihtiyacını kız kardeşinden borç alarak giderdi.

ABD’de Hippolyte Havel, Max Baginski gibi eylemcilerle “Mother Earth” dergisini (1906) çıkardı. 1910’da “Anarrchism and other Essays” yayımlandı. Aynı yıl 37 kentte 120 konuşma yaparak 25.000 kişiye hitap etti. Yaşadığı dönemde ‘Kızıl Emma’ lakabı ile anılan,  devlet otoriteleri tarafından en tehlikeli kadın olarak görülen Emma Goldman, çeşitli dergilerde çok sayıda deneme yazmıştır.

Ben Dans Edemeyeceksem Bu Devrim Benim Değildir” kitabında yazarın aşk, evlilik, kıskançlık, özgürlük temaları üzerine sıra dışı fikirlerini öğrenebilirsiniz.

“Ben doğup büyümedim. Yoğruldum. Hayatla birlikte, hayatın her alanında düşe kalka yoğruldum. Gerçi bu yolun bedeli yüksekti ama aynı bedeli en baştan yeniden ödemem gerekse bunu memnuniyetle yapardım çünkü bedelini ödemeden, dibini görmeden hayatın doruklarına hiçbir zaman tırmanamazsınız.”(Sf 2)

“Kadın, hiçbir yerde yaptığı işin niteliğine göre muamele görmüyor, fakat cinsiyetine göre yargılanıyor. Bu yüzden kadının kendisine yer edinebilmek ve var olma hakkını savunmak için cinsel cazibesi ile bedel ödemek zorunda olması neredeyse kaçınılmaz. O halde kadının kendini evlilikte veya evlilik dışı ilişkilerde bir erkeğe ya da birden fazla erkeğe satıyor oluşu yalnızca mertebe sorunudur. Reformcularımız ne derse desinler fahişeliğin sebebi kadının ekonomik ve toplumsal düzeyde aşağılanmasıdır.”(Sf 56)

“Kadının bağımsızlığı ve özgürleşmesine dair mevcut anlayışın sığlığı, sosyal dengi olamayan bir erkeğe aşık olma korkusu; aşkın, özgürlüğü, bağımsızlığı ellerinden çalacağı endişesi, aşk ya da annelik dürtüsünün mesleğinde tecrübe kazanmasına engel olacağından duyduğu dehşet; bunların hepsi özgürleşmiş modern kadını, kendi ruhunun duygularının, farkına varmayan, acıyı ve dehşeti doya doya yaşayamayan saplantılı bir rahibe yapıyor.”(Sf 81) 

“Ben Rusya’da gençlik yıllarımdan itibaren ortodoksinin her türlüsüne başkaldırdım.  Mahallemizdeki köylülere karşı uygulanan resmi gaddarlık beni her daim öfkelendirmişti. İnsafsızlığa katiyen katlanamazdım. En ağır işleri yapan, sefil hayat alanlarında soframızdan arta kalanlarla yaşayan hizmetçilerimize reva görülen muameleye hep içerledim. Yahudi olan ve olmayan iki gencin aşkının en büyük suç sayıldığı, gayri meşru çocuklarının doğumunun en ahlaksız olay olarak kabul edildiğini anladığımda çileden çıktım.”(Sf 125)

Irmak Erkan

Bir gece yatağından kalktı. En sevdiği pantolonunu, gömleğini giydi, cüzdanını yanına aldı, çantasını sırtladı; karısını ve çocuklarını öpüp odadan çıktı. Çalışma odası soğuk, karanlıktı. Ahşap masanın üzerindeki gece lambasını yaktı, sobayı tutuşturdu. Sandalyesine oturdu, yazmaya başladı.

YAZAR HAKKINDA

Irmak Erkan

Bir gece yatağından kalktı. En sevdiği pantolonunu, gömleğini giydi, cüzdanını yanına aldı, çantasını sırtladı; karısını ve çocuklarını öpüp odadan çıktı.
Çalışma odası soğuk, karanlıktı. Ahşap masanın üzerindeki gece lambasını yaktı, sobayı tutuşturdu. Sandalyesine oturdu, yazmaya başladı.

Bir Yorum Yazın

40 + = 47