Edebiyat

Acılarının Cümbüşünde İki Kukla

Ne ara bu tozlu minderin üzerinde uzanıp kendimi serin bir uykunun kollarına bırakmıştım, hatırlamıyorum. Uyandığımda kim olduğumu hatırlıyordum ama o zamandan beri birkaç kez değişmişim gibi hissediyordum. İçimde çözümleyemediğim hatta başa çıkamadığım dönüşümler gerçekleşiyor, sanki yıldızlar patlıyordu. Ve şimdi de yıldızlar geceye, ılık denizin karanlığına asılmış gibi bana bakıyordu. Buraya neden geldiğimi ya da nasıl geldiğimi hatırlamaya çalışıyorum ama nafile! Tahtakuruları gibi içimi kemiren sancı ölüm düşüncesinden başka bir şey değil… Elimi kaldırıp gökyüzüne dokunuyorum ve karanlığa bir yıldız da ben çiziyorum. Çakıl taşlarına değdiriyorum sonra, kafamdaki türlü düşünceler belleğimden fışkırıp dalgaların sesine karışıyor. Uzandığım yerden kalkıp denize doğru yürüyorum. Zamanın, beyaz köpüklerin ayağımın altından kayışını yavaşlatmasını seyrediyorum. Ürkek ve romantik oluşuma gülümsüyorum. Kahkahaya dönüşen gülümsemem sonsuz boşlukta yankılanıp tam tepemde asılı duruyor. Rüzgar alaycı bir tavırla dudaklarımı yalıyor ve kaskatı kesilmiş çıplak bedenimi okşuyor. Kendimi olağanüstü bir sakinlikle denizin kollarına bırakıyorum.

Az ötede bir kadın kıvrıldığı minderden kalktı, soyundu ve denize girdi. Beni fark etmedi bile çünkü göremeyeceği bir mesafede biramı içiyordum. Ve zaten yüzüm bir gece kadar siyah. Öyle değil mi? Uzun süren bir yolculuktan sonra tam da ölümü düşlediğim yeri bulmuştum. İkinci günüm akşama döndü. Sahile yürümeden önce odama gittim ve aynada yüzüme baktım. Genele güzel gelen, bana dehşet veren şu yüzüme! Ne yüz ama! Ölmenin en iyi yolu doz aşımı diye düşünüyorum. Ne düşünüyorsun? Boğulmak istemiyorum, yanma fikri de tüylerimi ürpertiyor. Bu karanlığı delen anlamsız düşüncelerimle, Midilli’nin karşımda duran parlak ışıklarıyla bir sonrakini düşünerek, düşleyerek geçireceğim uzun bir gece daha var. Sebeplerini sıralamak istemediğim talihsiz bir hayatım var fakat; gerçeğin tokadıyla ayılabilecek akıllılıktayım hala. Denizdeki çıplak kadın gibi akıllı bir deli, gerçekliği diğerlerinden farklı bir deli olabilirim. Öyle değil mi? İşte birisi bana bunu söylesin istiyorum. Şimdi kadının yanına gideceğim ve “Lütfen benden korkma!” diye bağıracağım. Ben, gece, deniz ve çıplak bir kadın… Doğanın mükemmel kombinasyonu! Ölümümü düşlediğim yer! Anlayacak…

 

YAZAR HAKKINDA

Gizem Akın

Bana bu kimliği yaz deseniz, birinci tekille yazılmış sıkıcı bir durum öyküsü yazarım. Anlat deseniz, anlatamam.

Bir Yorum Yazın

1 Yorum

  • Senin sesin, senin tarzın. Önümde onlarca yazara ait hikaye olsa seninkini tanır ve çıkartırım. Bu kadar kendine has olman çok güzel. Okurken sesini duyuyorum, sen okuyorsun ben dinliyorum sanki. Eline sağlık yol arkadaşım.