Edebiyat

İHANET

Öyküyü okurken müzik önerisi;
Lost Song/Olafur Arnalds

 

Sisli gökyüzünde, ayın puslu göründüğü bir gece. Efsaneye göre dolunay zamanı kurtların dönüştüğünü biliyor kadın. İnsanların ise bu efsaneye inandığını. Efsaneler kime hizmet ediyor? Gerçekle yalanı birbirinden ayıramadığında efsanelere sığınıyor. Yine arşınladığı bu yollarda, her gece aynı puslu ayın altında inanıyor efsanelere kadın.

Her gece işten çıkıp eve giderken, hep aynı yollardan geçiyor kadın. Ve geçip gittiği bu yollarda her dolunay aynı duygular. Evine giden yolları değiştiremezdi ya. Duygular değişirken yollar neden değişmiyor? Saçma. Ya duygularım ihanet ediyor bana ya da yollar. Herkes herkese ihanet ediyor. Ya kendime ihanet edersem. Yarın gece işten çıkıp eve giderken bunları hissetmeyecekti kadın.

‘’Anneeee elbisemi bulamıyorum.’’

‘’Kirli sepetinde.’’

‘’Daha yeni yıkamıştım ama.’’

‘’Evet canım bir hafta önce.’’

Kadın tek başına gece evine yürüdü. Tek başına. Kadın. Gece. Bu defa daha önce hiç bilmediği bir duyguyla. Yollar değişti bu defa. Düşündü. Duyguların bir ölçüsü var mı? Yine de yürüdü gecede. Neye göre, kime göre belirliyoruz ölçüyü? Kadın yürüdükçe ihanetin bedeli ölçülmeye başlandı.

‘’Kızım annen nerede?’’

‘’Bilmiyorum.’’

‘’Sana söylemedi mi nerede olacağını?’’

‘’Hayır. Söylemedi.’’

Her gece hep farklı odalar. Deterjanla tuvalet kokusu birbirine karışmış. Her gece kaç beden, kaç ruh tüketiyor bilmiyor adam. Bedeli olmayan ihanetleri kaç kez aynı duyguyla yaşıyor bilmiyor. Aynı kokularla hep farklı odalarda tükeniyor adam.

‘’Seni çok özledim. Çok yoruldun mu bugün?’’

‘’Ben de seni canım. Yoruldum. Zeynep nerede?’’

‘’Dışarı çıktı.’’

Çok defa birbirlerini fark etmeden aynı mekânda ayrı zamandaydılar. Yok olmadan, bedenlerinden tiksinmeden önceydi. Kadın adamı, adam kadını aynı ihanetle suçlamadan önce. Hastalıkta ve sağlıkta diye başlayan cümlelerle tükendiler.

‘’Yemek harika olmuş hayatım.’’

‘’Afiyet olsun.’’

İhanetin bedelini ne kadın ne de adam ölçebildi. Mutlu saydıkları, mutlu sayılan birlikteliklerini devam ettirmek için, mutluluğun bedelini sorgulamadan yaşıyorlar başka bedenlerde.

YAZAR HAKKINDA

Sevcan Özbek Akın

Küçüklüğünden beri okuma heveslisi; önüne ne gelse okuyan, bu zamana kadar dünyanın birkaç ülkesi dahil, birçok sokak, mahalle, şehir gezmiş, biraz takıntılı, biraz dağınık birisi. Yazmayı ilk defa ortaokulda denemiş; ama ben bunu yapamıyorum, deyip vazgeçmiş. Bu tutku aklının bir köşesinde kalmış olacak ki yıllar sonra bu işin eğitimini almaya karar vermiş ve Yazarlık eğitimi sırasında harika insanlarla bir araya gelmiş büyük bir heyecanla karnavalın renklerinden biri olmaya karar vermiş; güçlü, evli, mutlu ve çocuksuz bir kadın.

Bir Yorum Yazın

1 Yorum