Edebiyat

Ben, Deniz ve Kayra

“Aşıklar, her şeyi yaparlar.” derdi babam. “Çünkü akılları başlarında değildir.” Bu sözün ne kadar doğru olduğunu şimdi daha iyi anlıyor insan. Deniz’in babası ölmüşken… Aradan bunca zaman geçmişken. Tek başına otururken bir ikindi üstü serinliğinde. Temmuz sıcağı yavaş yavaş çekilmiş, yerini koyu gölgelere bırakmışken. Aşk, öfkeyle yer değiştirirken…

Deniz ve Kayra. İki yakın arkadaşlar. Kayra için böyle bu. Deniz’de aşk kırıntıları… Bir türlü söyleyemiyor Deniz aşkını. Kayra onun yanına sevgililerini getiriyor. Atıyorlar bacak bacak üstüne, sahile doğru. Ve öpüyor Kayra onları ağızlarından. Deniz bakamıyor manzaraya karşı. Kayalıkların üstüne ne zaman çıksa Kayra’nın sallanan dilini görüyor beşik gibi. Ona açılamadığı için en çok kendine kızıyor. Ama suç Kayra da. Onu farklı göremedi. Hep bir sırdaş hep bir arkadaş ayakları. “Yeter!” dedi Deniz. “Ne olacaksa olsun!”

Kayra’nın kaldığı daireyi gören bir sokağın orta yerinde. Elinde bir tabanca. Babasına ait. Sandıktan çıkardı onu. Annesi oraya saklamış. Sonra da unutup ölmüş. Şimdi Deniz’de. Kayra’ya gününü gösterecek!

Bir patlama sesi. Ortalık karışıyor. İnsanlar, tanımadıkları biri için seferber olmuş durumda. Bangır bangır müzik çalıyor. Duvarlara bile bulaşmış hâlde. Zevkle kahvesini yudumluyor. Ne olup bittiğinden habersiz.

Virgülü yanlış yere koymuşum, affedersiniz. Ben Deniz, bu da Kayra. Aşık olduğum adam…

“Acil ambulans lütfen… Sabancı Sokak No:45. Bir delikanlı… Kimliğine bakayım hemen… Deniz Öztürk, 21 yaşında.”

Hulusi Çakmak

Konuk Yazar

YAZAR HAKKINDA

Konuk Yazar

Bir Yorum Yazın

+ 31 = 40

1 Yorum