“Felsefe sadece gerçekle uğraştığı izlenimini verir, ama belki de düşlemleri dile getirir, edebiyatsa sadece düşlemlerle uğraştığı izlenimini verir, ama belki de doğruyu dile getirir.”
Arka Kapak
Yıl 1938. Lizbon. İspanya’da iç savaş, İtalya’da faşizm, Portekiz’de Salazar diktatörlüğü.
Bir akşam gazetesinin kültür sayfasını hazırlayan Pereira’nın ‘ölümcül’ bir gazetecilik anlayışı
vardır: Ölmüş yazarlarla ilgili anma yazılarına ve yaşayan yazarlar için önceden yazılmış ölüm yazılarına meraklıdır. Tıpkı kendi yaşamının da geçmiş ve anılar üstüne kurulu olması gibi.
En yakın dostu, ölmüş karısının resmidir. Monteiro Rossi adında bir delikanlı ve sevgilisi Marta’yla tanışması yaşlı gazetecinin yaşamını temelden değiştirecek, onu içsel bir olgunluğa, acılarla yüklü bir bilinçlenmeye yöneltecektir.

Antonio Tabucchi
Fernando Pessoa’nın Son Üç Günü, Hint Gece Müziği, Ufuk Çizgisi adlı kitaplarını yayınladığımız Antonio Tabucchi, çağımızın en hümanist başyapıtlarından biri sayılabilecek Pereira İddia Ediyor‘da, yakın geçmişimizin, belki de en belirsiz şimdimizin düşüncelerini sorguluyor, okurun belleğinden uzun yıllar silinmeyecek bir başkişi yaratıyor.
Portekizce öğrenip Lizbon’da yaşayacak kadar Fernando Pessoa hayranı bir yazarın yazarına öykünmesi diye mi okursunuz, bir dönemin kritiği diye mi okursunuz, bilemem. Bildiğim “her okur farklı okur”. Kitapla tanıştıran #kurmacayikurcalamak @ilknurdemir66’e teşekkürlerimle.
