Edebiyat

yataktabirçocukgözü görüyorkendisinebakangözü

…yataktabirçocukgözü görüyorkendisinebakangözü…

Bir çocuk kedi gibi, tozun toprağın içinde eşeleniyor. Gerinip gerinip hop atlıyor evin penceresine. Kıvrılıyor, eğiliyor, bükülüyor kayıp giriyor içeriye.  Ev bahçe katında ve çocuk kedi gibi. Hop bir sıçrayışta alıyor o mesafeyi. Sızıyor içeri. Pis elleri, pis ayakları ile…  Kayarak, akarak, devinerek ilerliyor. Kapının yanındaki yatağın içine girip öylece bakınıyor. Arada yatak örtüsünü emiyor. Kapı aralanıyor, bakıyor göz, aramadan buluyor. İçeriden ses. At şunu dışarı. Kedi gibi pis… Kapı kapanıyor, kumaş ıslak. Çocuğun gözü duvardaki ize bakıyor. Saat yerinden indirilmiş; ama hala orada gibi, tertemiz bir beyaz. Duvarın beyazını alıp cebinden çıkardığı boyalar ile işe girişiyor çocuk. Hevessiz. Ama acele ediyor. Çok da vakti yok. Tutulan nefesler gibi, şişmiş, sıkışmış patlar halde geri dönerse ya birazdan o.

Çocuğun gözü bakıyor. Kapı açılıyor, içeri giriyor göz. Yatağa oturuyor, kucağına çekiyor çocuğu. Çocuk ağır hareketlerle kaçıyor kucaktan. Çok uzakta değil. Neyse ki ısrar etmiyor. Kızgın da değil. Çocuğun gözü, göze bakmıyor. Göz, çocuğun kucağındaki kâğıda bakıyor. Bir resim çizmiş çocuk. Biri mavi, biri turuncu iki insan figürü…  Kare insanlar. Daire kafalar. Daireler boş. Mavi daireye bakıyor göz, sayfanın üstünde tertemiz bir beyaz.  Turuncu insanın kafası sağ kol, sağ kolu kafa.  Turuncu insanın sağ kolu olması gereken yerdeki daireye bakıyor göz, tertemiz bir daire. Bu çocuk tam bir baş belası diyor. Deli bu çocuk, delirmiş.

Bakmıyor çocuğun gözü göze. Ses geliyor içerden. Ne dediği duyulmuyor. Bu sefer öteki kızgın çok kızgın. Yüzleri neden yok diye düşünüyor göz. Yüzleri neden olsun diye düşünüyor çocuk. Göz duymuyor çocuğun düşüncesini.  Biliyor çocuk. Bilmek çok da önemli değil. Ne de olsa birazdan yok olacak. Puff. Kaybolacak ortadan.  Rüyası bu gözün diyor çocuk. Duymasa da olur beni ne de olsa birazdan uyanacak. Göz kalkıyor, kapıyı kapatıp gidiyor, kızgın sese cevap vermeye. Çocuk kayarak, akarak, devinerek pencereye çıkıyor. Hop atıyor kendisini tozun toprağın içine.

*yeterince sevilmemiş tüm çocuklara…

Gizem Ozan Aslan

En sevdiği çiçek yasemin olan kadın, gecenin sessizliği içinde yazıyordu. Yarayı ve izi… Zamanı ve yansımayı… Bazı kelimelere fena takıntılı, karakterleri hezeyanlı, deliliği düş ile değiş tokuş ediyordu. Kendini bildi bileli…

YAZAR HAKKINDA

Gizem Ozan Aslan

En sevdiği çiçek yasemin olan kadın, gecenin sessizliği içinde yazıyordu. Yarayı ve izi… Zamanı ve yansımayı… Bazı kelimelere fena takıntılı, karakterleri hezeyanlı, deliliği düş ile değiş tokuş ediyordu. Kendini bildi bileli…

Bir Yorum Yazın

+ 87 = 91