Haftalık Öneriler • Öneriler

Körler Kıssası – Gert Hofmann

“Neden hep böyle oluyor? Güneş neden her zaman bizim bulunmadığımız, bulunamayacağımız tarafta oluyor?”

Herhangi bir tablo yada fotoğrafa baktığınızda sadece o ana ilişkin bir bilgi alırsınız. Öncesini ve sonrasını sizin kurgulamanız gerekir. Gert Hofmann kurmaca sanatının sınırlarını ustaca zorlayan eseri Körler Kıssası’nda bizim yerimize bu işi yapıyor.  Gül Gürtunca’nın Almanca aslından çevirisiyle Prospera Kitaplığı’nın 9. Kitabı olarak yayınlanmış.

“Belçika’da bir Orta Çağ kasabasında, sabahın erken saatlerinde altı kör dilencinin uyuduğu ahırın kapısı çalınır ve kendilerinden resimleri yapılacağı için hazırlanmaları istenir. Fakat tıpkı körler gibi, bu haberi verenler de körlerin resimlerinin kim tarafından veya neden yapılacağını bilmemektedir. Böylece körlerin yürüyüşü başlar.”

Belçikalı ressam Yaşlı (Baba) Pieter Bruegel’in dünyaca ünlü Körün Kıssası (1568) tablosunda altı körün birbirleriine eşlik ederek yürüme çalışmasını görüyoruz. Oldukça ünlü olan bu yapıt pek çok başka sanat yapıtına da esin kaynağı olmuş.

Körün KıssasıParabel van de blinden

Körün Kıssası Parabel van de blinden

“Gert Hofmann Körler Kıssası’nda, tablonun yaratılış sürecini, körlerin ve ressamın bakış açısından, “bu altı kör sanki yekvücutmuşçasına birinci çoğul şahıs ve şimdiki zaman kipiyle” anlatıyor. Hofmann’ın romanı, Bruegel’in başyapıtı kabul edilen tablonun kurgusal yaratılış sürecini anlatırken mevcut grotesk üslubu bozmaz; üstelik absürt tiyatronun döngüsel, tekrarlı mizansen ve diyalog yapısını da kullanarak tabloyu âdeta yaşayan bir organizma haline getirir.”

Kitabın tanıtımını Jaguar Kitap böyle yapmış. Sayfa’da ayrıca neden Prospera Kitaplığı dendiğinin açıklamasını da bulabilirsiniz.

Körlerin kıssası tablosu başlı başına özel bir yapıt. Yaşlı(Baba) Pieter Bruegel’in eserlerinin diğer ressamlardan ayrılan özelliklerini barındırıyor. Kitabı okumayı bitirdikten sonra yaptığım okumalarda  bir makalede ressamın geç dönem yapıtları şöyle tanımlanıyor:

“Pieter Bruegel in resminde alegorik anlatımlara da yer verilir. Doğruluk ve kötülük kavramlarını, alegorik anlatımlar içinde ele aldığı desenlerde yapmıştır. Bunlarda genel olarak tüm öteki günahlarında temeli olan, en büyük günah cahillik ‘i ele almış, bu temayı insanların gündelik yaşantısı içinde işlemiştir. Pieter Bruegel elle tutulur gözle görünür insanların, yani fani varlıkların neşesini acısını dile getirmiştir. Artık Tiziano’nun efsanevi kahramanları, altın yaldızlar içinde yarattığı efsanevi kadınları yoktur, ilahları geride bırakmıştır. Güzel prenslerin yerini köylüler, meleklerin yerini dilenciler, efsane kahramanların yerini de körler, sakatlar almıştır. İnsancıl duyguların çarpıcı bir muhasebesini yapmıştır. Bruegel, kendisini şöhrete kavuşturan bu kompozisyonlarını yapmadan önce, manzara ressamı olarak tanınmıştı.”

Brugel’in yapıtlarını ortaya çıkarmadan önce günlerce kahramanlarının arasında dolaştığı biliniyormuş. “Körlerin  Meseli’nde Hz. İsa ‘nın “Eğer bir körün rehberi kör olursa, ikisi birden hendeğe yuvarlanır” sözlerini işlemiştir.

Gert Hofman ise aynı resme bakıp anlamı  değiştiriyor…

Her şey tek bir günde gerçekleşir: kör dilencilerin uyanması, Breughel’in onları resmedeceği köye girmeleri; kasaba halkının merakı ve acımasızlığı; ve asıl poz verme. Bu da -resmi hatırlayın- düşmeyi, bir dereye kafa üstü yuvarlanmayı içerir: Ve korku, öfke ve tam bir çaresizlik içinde çığlık atmayı.

Anlatıcı kör adam birinci çoğul şahısla konuşur (“İşte biz buyuz, görülüyor ve küçülüyor ya da büyüyoruz. Her neyse, kimse bize çukurda gelmiyor, kimse de bize seslenmiyor, ama muhtemelen insanlar bizi çukurdan yumuşak, belirsiz adımlarla yürürken ve ufukta kaybolurken görebiliyorlar. Sonra insanlar yakında yeterince görmüş olacak ve kendi kendilerine diyecekler ki: Ah, bunlar sadece onlar!”).

Brueghel’in kendisi, şüpheler ve tutkularla dolu tek anlatı katılımcısıdır (“Ve çığlığı resmetmek istediğinde, aynı zamanda dehşeti, dehşetin görülebilen kısmını da resmetmek ister”).

Kör adamın anlatımında Barthelme’vari tuhaf bir dışsallık varken, Breughel için bu zavallıların içselliği, sanatın manipülasyonu ve sömürüsü sorularını gündeme getirmelerinden daha belirgin olamazdı. Bu karşıtlık çok zekice yapılmış; sonuçta resmin temsil ettiği tüm teolojik alegori de öyle: Hepimiz kör müyüz? Tanrı ressam mı?

Sade, etkili ve incelikli bir çalışma, Hofmann’ın burada şimdiye kadar çevrilen en iyi eseri.

📌 Ekfrasis; bir görsel sanat eserinin (tablo, heykel vb.) edebiyatta kelimelerle derinlemesine tasvir edilmesi, yorımlanması ve adeta yeniden yaratılması anlamına geliyor.

📌 Not: Aşağıdaki yazı başlıkları bağlantı içerir. Başlıkların üzerine tıklayarak ilgili yazılara ulaşabilirsiniz.

Jaguar Kitap

Prospero Serisi

İlginizi çekebilir: kirkus reviews, Academia

Rukiye Çetin’e ait tüm yazılara buradan ulaşabilirsiniz.

Diğer kitap önerileri için tıklayabilirsiniz.

Rukiye Çetin

Okumak daha çok yer işgal etse de yaşamımda, yazmak her zaman ya kalemimin ucunda ya da aklımdaydı. Uzun süren bir eylemsizlik sonrası yazma uğraşına yeniden döndüm. Katıldığım yaratıcı yazarlık atölyesinde birlikte olduğumuz, hem çok şey öğrenip hem de çok eğlendiğimiz arkadaşlarımla bu karnavala ben de katıldım. Gezgin bir göçebe, acemi gurme, balkon bahçeci olarak , kentlerden, kırlardan topladığım dağarcığımdaki sesler, renkler, tatlar ve kokularla kalabalığa karışmaya çalışacağım.

YAZAR HAKKINDA

Rukiye Çetin

Okumak daha çok yer işgal etse de yaşamımda, yazmak her zaman ya kalemimin ucunda ya da aklımdaydı. Uzun süren bir eylemsizlik sonrası yazma uğraşına yeniden döndüm. Katıldığım yaratıcı yazarlık atölyesinde birlikte olduğumuz, hem çok şey öğrenip hem de çok eğlendiğimiz arkadaşlarımla bu karnavala ben de katıldım. Gezgin bir göçebe, acemi gurme, balkon bahçeci olarak , kentlerden, kırlardan topladığım dağarcığımdaki sesler, renkler, tatlar ve kokularla kalabalığa karışmaya çalışacağım.

Bir Yorum Yazın

74 + = 79
Powered by MathCaptcha