Haftalık Öneriler Öneriler

İNSANCA PEK İNSANCA

Nietzsche‘nin 1878 yılında yayımlanan bu kitabında Alman yazar yine toplumsal normlara savaş açıyor. Önsözde metinleri için ‘en kötü şeylerin savunusu olmakla’, ‘alışageldiğimiz değerler ile değer verdiğimiz alışkanlıklarımızı yıkmak üzere bir davet içermekle’, ‘cesaret ve pervasızlık ekolü olmakla’ gibi sözlerle itham edildiğinden dem vuran düşünür aslında dünyada şimdiye kadar kendisinden önce kimsenin gerçek anlamda ‘her kırıntıya Tanrı’nın meydan okuyucusu olarak’ bakmadığını söyler. Nietzsche mağdur olanı değil mağdur edeni de, salt iyiyi değil, kötüyü de karanlığın penceresinden bakarak anlamaya, çözümlemeye girişir.

İyilik ve kötülük kavramlarının toplumsal kavramlar olduğundan, kötülük dediğimiz eylemin aslında geleneklere aykırı davranma, geleneğe direnme anlamına geldiğinden bahseden Nietzsche’nin bu eserinde aforizma niteliğinde deyişlere sıklıkla rastlarız.

‘Kendisini alçaltan kişi yüceltilmek istiyordur.’

‘İnsanlar kirli bir şeyi düşündükleri için utanmazlar, tam tersine birisinin kendilerinin bu kirli düşüncelere sahip olabileceklerine inandığını düşündüklerinde utanırlar.’

‘İnsan görünümünü katlanılır hale getiren bir deri tarafından çevrelenmesi gibi ruhun hareketleri ve ihtirasları da kibir ile örtülmüştür, kibir ruhun derisidir.’

‘Zengin biri yoksul birinden zorla bir şey alırsa yoksul olanda bir yanılgı ortaya çıkar, kendisinin sahip olduğu bu küçücük şeyi alan zengin kişinin tamamen aşağılık biri olması gerektiğini düşünür. Ancak zengin kişi tek bir malın değerini hiç de böylesine yoğun biçimde hissetmez çünkü bu türden pek çok şeye sahip olmaya alışkındır.’

‘Umut aslında kötülüklerin en kötüsüdür çünkü insanların ıstırabını uzatır.’

‘Birini sonsuza kadar seveceğine yada ondan nefret edeceğine söz veren herhangi biri kendi gücünün dahilinde olmayan bir şeyin sözünü vermiş olmaktadır. (…) Birini sonsuza dek seveceğim sözü vermek şu anlama gelir. Seni sevdiğim sürece sana karşı sevginin eylemlerini sergileyeceğim, artık seni sevmezsem benden aynı tavırları görmeye devam edeceksin ama başka nedenlerle.’

İş Kültür

Irmak Erkan

Bir gece yatağından kalktı. En sevdiği pantolonunu, gömleğini giydi, cüzdanını yanına aldı, çantasını sırtladı; karısını ve çocuklarını öpüp odadan çıktı. Çalışma odası soğuk, karanlıktı. Ahşap masanın üzerindeki gece lambasını yaktı, sobayı tutuşturdu. Sandalyesine oturdu, yazmaya başladı.

YAZAR HAKKINDA

Irmak Erkan

Bir gece yatağından kalktı. En sevdiği pantolonunu, gömleğini giydi, cüzdanını yanına aldı, çantasını sırtladı; karısını ve çocuklarını öpüp odadan çıktı.
Çalışma odası soğuk, karanlıktı. Ahşap masanın üzerindeki gece lambasını yaktı, sobayı tutuşturdu. Sandalyesine oturdu, yazmaya başladı.

Bir Yorum Yazın

+ 48 = 58