Edebiyat

HER ŞEY YENİK DÜŞER ZAMANA

Fleurie – Hurricane ♪

Zamanla arası hiç iyi olmayan bir adam tanıyorum. Beyaz bir duvarın üzerine oturmuş beni bekliyor. Gözündeki mavilik neyin eseri? Gökyüzüne uzunca bir süre bakmış olmalı. Dakika diye yılları saymış. Yaslandığı duvar terk edecek onu. Bilmiyor. Her şey yenik düşer zamana.

“Sevgiyi yaratan şey anlayışın ötesindedir,” diyor “tüm anlayışların ötesinde.”

Avucunun içinde çevirip durduğu üç minik taştan birini ayaklarının dibine bırakıveriyor. Taş düştüğü yerde, kumun üzerinde belli belirsiz bir oyuk oluşturuyor.

“Anlayış, elle tutulur bir şeylere sahip olmanı bekler senden. Koklayabileceğin, dokunup görebileceğin bir şeyi arar.”

Duvar beyaz. Ellerinin altında hissediyor pürüzlü yapısını. Geçmeye çalışıyor, bir türlü bitmek bilmeyen şimdiden sonraya. Yapamıyor. Yapamayacak da. Başaramayacak. Her şey yenik düşer zamana. Başını sallıyor sonra, kumun üzerinde bir oyuk daha.

“Hayır, hayır. Anlayışların ötesinde hiçliği duyumsayış vardır. Kayan yıldızın ardından baktığında gökyüzünün hiç değişmemiş gibi gelmesine benzer bir yanılsama bu. Oysa değişmiştir. Sen kaçırmışsındır o incecik parlamayı; ancak gök yırtılmıştır bir saniyeliğine. Eskisi gibi olamaz artık.”

Kendini yitirmek pahasına tükettiği şey, yenik düşeceği zaman. İçindeki boşluk yok olana kadar durmayacak. Parçalayacak evreni. Paradoks. Sürekli devinip duruyor. Devinip duruyor aynı an’ın içinde.

“Bakmadığın yerde hala var olmaya devam etmesi gibi sevginin. Göğün yırtılması gibi… İzi anlayışın ötesinde arayacaksın, bulamayacağını bile bile…” Büyükçe bir oyuk. Kim fark edecek?

Başka bir zaman diliminde, aynı duvarın üzerinde, onu dinlediğimi bilmiyor. Kumun, duvarın, göğün ötesinde hiçbir şey yok. Bakmadığım yerde var olmaya devam etmiyor dünya. Bedenimde üç oyuk. Göğüs kafesimden bacaklarımın arasına… aşağıya doğru derinleşen.

Her şey yenik düşer zamana. Bunu öğrendiğinde gözündeki mavilikten çoktan vazgeçmiş olacak. Yaslandığı duvar terk edecek onu, adımı terk ettiğinde… Koca bir adım atacak, şimdiden sonraya, aynı an’ın içine doğru. Orada gölgesinin yansıyacağı bir evren olmayacak. Kumun, duvarın, göğün ötesinde hiçbir şey olmayacak.

Her şey yenik düşer zamana. Öğrenecek. Benim gibi. Benim, gölgemi kaybettiğim gün öğrendiğim gibi. Elinde üç minik taş, düşünecek, sevgiyi yaratan şeyi.

 

YAZAR HAKKINDA

Gizem Ozan Aslan

En sevdiği çiçek yasemin olan kadın, gecenin sessizliği içinde yazıyordu. Yarayı ve izi… Zamanı ve yansımayı… Bazı kelimelere fena takıntılı, karakterleri hezeyanlı, deliliği düş ile değiş tokuş ediyordu. Kendini bildi bileli…

Bir Yorum Yazın

3 Yorum