Edebiyat

DİNLE EY TAZE

Ben erkeğin ciğerini bilir, kadının ruhundan anlarım.

Bu yüzdendir ya çıkmıştır adım.

Adım çıktı dediysem hemen başka tarafa yormayın.

Popülerim diyeyim de doğru dürüst anlayın.

Kadınlar gelir bana türlü türlü dertler anlatmaya,

İster misiniz birini anlatayım merakı uyananlara.

 

İsmi lazım değil, hele ki tipi hiç değil.

Bize ne sarışın mı esmer mi?

Belki önemlidir bir parça kaç yaşına erdiği.

Benim kadar dert dinleyince bir kul,

Anlıyor ki görünüş dediğin bir pul,

İnsanoğlu pula değer verir durur,

Paha biçilmez olan ise ruhtur.

 

Gelir oturur kadın karşıma, bakarım iyice kadına,

Sonra onun içindeki kadına, sonra da daha da içindeki kadına.

Tabi ya, bir kadın bir görünür de bindir aslında içinde.

Küçük bir kızdır narin ve korkak,

Genç bir kızdır yeni serpilmiş.

Bir öğrencidir okul eteğiyle gezen,

Bazen komşudur, arkadaştır, kız kardeştir, kuzendir.

Evlenip gidince el evine gelindir, annedir, eltidir.

Hepsi de ayrı ayrı kadınlardır bir bedende.

 

Neyse ben uzattım lafı yine.

Dönelim biz yine misafirimize.

Karşımda oturuyor bir taze,

Dedi; bacım ben eltimi kıskanırım delice.

Nesini kıskanırsın bu hatunun, dedim.

Dedi kaynım bakar gözünün içine,

Evinde hep bir cümbüş, hep bir eğlence,

Kaynanam bile diyemez ona bir hece.

Giyinir, kuşanır, gezer,

Demez eri de neredeydin yine.

Benim neyim eksiktir, deyiver hele.

 

Bacım sende eksik yoktur.

Senin gibisi ne fena ki çoktur.

Derdini yanlış bilir, kendini yer bitirir.

Demem o ki, senin derdin eltin değil kendindir.

Çözümün ise beynindir.

Dersin ki;

Kocam beni görmez, evim cenaze evi.

Mutsuzum ki hiç sorma, kaynanam eziyor beni.

Entarimde yama, beklerim bütün gün evi.

 

De hele sen bana,

Sen en son ne zaman dinledin yüreğini.

Sordun mu hiç ne ister içimdeki hatun deyi.

Dinledin mi onu, yaptın mı dediğini de,

Dersin kocam dinlemiyor beni.

Senin ilgilenmediğini erin ne etsin.

Sana senden bir tane,

Ona senin gibi bin tane.

Onun binde biri için ettiğini,

Sen yaptın mı kendin için de,

İstersin daha fazla ilgiyi.

 

Dersin evim cenaze evi.

Kim getirdi ki evine cenazeyi.

Getir davulu, zurnayı, gelini,

Et evini düğün evi.

Bekleme gayri kimseyi,

Bilsin diye kıymetini.

Evvela sen bileceksin kıymetini, değerini.

Sen düşüneceksin en çok kendini

Önce mutlu edeceksin içindeki tazeyi,

Bak gör nasıl değişiyor hayatın rengi.

 

Kaynana gelince;

Sen olunca mutlu bir taze,

Erin diyecek geldi bir ahu eve.

Anasına laf söyletmek nere,

Diyecek nerden geldi bu anam gene,

Baş başa kalaydım yârimle.

 

Dersin giyinmem gezmem.

Yoksa paran alır kumaş dikersin,

Varsa eğer bütün çarşı senin.

Hem alırsın hem gezersin.

 

İyi dersin hoş dersin bacım da,

Ben bilmem nasıl dinler insan kendini.

 

Şimdi gittin mi eve, otur başköşeye.

Olmasın kimseler yanında.

Sor içinden en derinine.

Ne yapayım senin için diye.

Ses yok mu, bir daha sor.

Ta ki ses gelene kadar.

Kolay değil tanımıyor sesini,

Ürkecek cevap vermeyecek önceleri.

Bir fincan kahve isteyecek belki,

Ya da diyecek süsleyiver beni.

Sakın ola ikiletmeyesin dediğini.

Susar sonra ebedi.

Şimdi git sağlıcakla yuvana.

Mutluluğun dışarda olduğuna da hiç inanma.

 

Böyle işte bu hatunun hikâyesi,

Nasıldır derseniz şimdilerde hanesi.

Geçenlerde geldi ocağıma yine,

Dedi nene Allah ne muradın varsa vere.

YAZAR HAKKINDA

Öznur Durgut

Bursa’da doğmuş, büyümüş, okumuş, sevmiş; sıkılınca Giresun ve İstanbul’da bir süre gezmiş, sonra dayanamayıp geri dönmüş, Maliye Bakanlığı'nın bir neferi. Anlatmayı çok seven, anlatacak kimse bulamayınca yazmayı seçen, aslında sayılara aşık, hikayesi yeryüzünde geçen ve nihai amacı bu geçişini dünyaya en az zararı vererek tamamlamak olan hayatın içinden bir kadın kahraman.

Tuba KARAÇAM için bir cevap yazın X

8 Yorum