Bazı romanlarda kapağını kapatınca; bir dönemi, bir ruh hâlini, birkaç insanı da geride bırakırsın. Aşkı Yarın Yaşayacaksın tam olarak o kitaplardan.

Maeve Binchy bizi 1950’lerin değişmekte olan İrlanda’sına götürüyor. Küçük bir kasabada başlayan, çocukluk dostluğundan gençliğin kırılgan eşiğine uzanan bir hikâye bu. Sıcacık bir ailede büyüyen, iri cüssesine tezat bir yumuşaklığa sahip Benny ile hayata erken büyümek zorunda kalmış, rahibeler tarafından yetiştirilmiş Eve’in arkadaşlığı etrafında şekilleniyor anlatı. Üniversite yıllarıyla birlikte hayata başka yüzler de karışıyor: hırs, güzellik, çekicilik, kıskançlık, umut… Ve elbette hayal kırıklıkları.
Binchy’nin asıl gücü, büyük dramatik anlar yaratmaktan çok hayatın küçük kırılma noktalarını yakalayabilmesinde. Diyaloglar akıyor, karakterler neredeyse yanı başınızda yaşıyor; bir sayfada gülümsüyor, diğerinde boğazınız düğümleniyor. Çünkü bu roman, hayat gibi: inişli çıkışlı, çelişkili ve fazlasıyla insani.
Aşkı Yarın Yaşayacaksın, bir yandan eski düzene tutunan, bir yandan yeninin kapısını aralayan bir toplumun romanı. Binchy okurları için tanıdık bir sıcaklık, ilk kez tanışacaklar içinse güvenilir bir edebiyat daveti. Bitince karakterlerden ayrılmak zor geliyor; ama iyi kitapların doğasında bu var zaten.
Maeve Binchy Fotoğraf: The Guardian
